Romanya, nükleer enerji programı için kritik önem taşıyan uranyum tedarikini çeşitlendirmek amacıyla Nijer’e yöneldi. Ülkenin nükleer santral işletmecisi Nuclearelectrica, yaklaşık 300 ton uranyum konsantresi satın almak için Nijer hükümetiyle görüşmelere başladı. Ancak bu girişim, Fransız nükleer devi Orano ile Nijer arasındaki uluslararası hukuk savaşının tam ortasına denk geliyor.
Nijer’deki Dev Stok ve Romanya’nın İlgisi
Nijer’in başkenti Niamey havalimanı yakınlarında aylardır bekleyen yaklaşık 1000 tonluk uranyum konsantresinin (sarı kek) üçte birini Romanya satın almak istiyor. 40 milyon dolar civarında bir değere sahip olan bu potansiyel anlaşma, Romanya’ya kendi nükleer yakıtını üretmesi için gerekli hammaddeleri sağlayabilir.
Görüşmeler, Nuclearelectrica CEO’su Cosmin Ghiță’nın 13 Nisan 2026’da Nijer hükümetine bir niyet mektubu göndermesiyle başladı. Nijer Maden Bakanı Ousmane Abarchi’nin olumlu yanıt vermesinin ardından, Romanya’dan bir heyet Niamey’e giderek görüşmeleri ilerletti. 14 Mayıs’ta ise Nuclearelectrica’nın yan kuruluşu olan Feldioara Uranyum Konsantresi İşleme Tesisi, 300 tonluk alıma yönelik “kesin ilgi” teyit etti.
Feldioara Tesisi ve Romanya’nın Nükleer Stratejisi
Feldioara tesisi, Romanya’nın nükleer yakıt döngüsünde kilit bir role sahip. Burada işlenen uranyum konsantresi, Cernavodă Nükleer Santrali’ndeki CANDU reaktörleri için yakıt üretiminde kullanılan uranyum dioksit hammaddesine dönüştürülüyor.
Romanya, kendi uranyum madenlerini uzun süredir işletmediği için dışarıdan uranyum konsantresi tedarik etmek zorunda. Bu nedenle, Nijer gibi alternatif kaynaklara erişmek, ülkenin nükleer yakıt güvenliği açısından stratejik bir önem taşıyor. Özellikle Cernavodă’daki mevcut reaktörlerin ömrünün uzatılması ve yeni reaktörlerin inşası planları göz önüne alındığında, bu tedarik çeşitliliği hayati hale geliyor.
Büyük Engel: Orano’nun Yasal Hamlesi
Ancak bu anlaşmanın önünde devasa bir engel var: Fransız nükleer şirketi Orano. 2023’teki askeri darbeden bu yana Nijer ile Fransa arasındaki ilişkilerin kopma noktasına gelmesi, Orano’nun Nijer’deki uranyum varlıklarını kaybetmesine yol açmıştı. Şirket, Somair sahasındaki haklarını kaybettiğini kabul etmiyor ve hala bu sahadan çıkarılan uranyum üzerinde hak iddia ediyor.
Orano’nun bu iddiasını, Dünya Bankası’nın yatırım anlaşmazlıklarını çözen ICSID mahkemesine taşıması, işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Mahkeme, Nijer’e, Orano ile arasındaki anlaşmazlık konusu olan uranyumu üçüncü taraflara satmama, devretmeme veya satışına aracılık etmeme yönünde tedbir kararı verdi. Dahası, Orano, bu uranyumu satın alacak üçüncü taraflara karşı yasal işlem başlatma hakkını saklı tuttuğunu açıkça belirtti.
Sonuç: Stratejik Risk mi, Fırsat mı?
Romanya’nın bu hamlesi, enerji güvenliği ile uluslararası hukuk riski arasında hassas bir denge kurmayı gerektiriyor. Bir yandan, Nijer gibi zengin uranyum rezervlerine sahip bir ülkeyle doğrudan temas kurmak, tedarik zincirini çeşitlendirmek için mantıklı bir adım. Diğer yandan, Orano’nun itirazları ve ICSID kararı, bu anlaşmayı uzun ve maliyetli bir hukuk mücadelesine dönüştürebilir.
Bu gelişme, küresel nükleer yakıt piyasasında artan gerilimleri ve ülkelerin enerji bağımsızlığı arayışında daha cesur, aynı zamanda daha riskli adımlar atmaya hazır olduğunu gösteriyor. Romanya’nın bu oyundaki hamlesi, diğer Avrupa ülkeleri ve Türkiye gibi nükleer enerjiye yeni adım atan ülkeler için de yakından izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor.