AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, “yeşil OSB”, klasik sanayi ve OSB anlayışını çevresel sürdürülebilirlik, enerji ve kaynak verimliliği, atık yönetimi, su tasarrufu, yeşil altyapı, çevre dostu ulaşım gibi kriterlerle birleştiren model olarak biliniyor.
Küresel çapta artan “yeşil sanayi, sürdürülebilir üretim” beklentisi, firmaların çevresel etkilerini azaltma ihtiyacını ve rekabet avantajını beraberinde getiriyor.
Bu kapsamda özellikle Avrupa pazarında, Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi düzenlemeler nedeniyle sanayiciler için düşük karbonlu, çevre standartlarına uygun üretim kritik hale geliyor. Bu durum, OSB’leri, çevresel sürdürülebilirlik, finansal ve rekabet avantajı ile itibar üçgeninde hareket etmeye itiyor.
Böylelikle OSB’ler yeşil sertifika almak için, teknik altyapı, enerji verimliliği, atık su ve su yönetimi, yenilenebilir enerji ile altyapı yatırımı konularında planlanan projeleri hayata geçirmek için çalışmalar yürütüyor.
Burada amaç sadece çevresel sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda firmaların uluslararası rekabet gücünün artması, çevre dostu üretim süreçleriyle “yeşil dönüşüme” uygun hale gelinmesi olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de sanayi bölgeleri çevre dostu üretime geçiş için projelerine hız verirken Yeşil OSB Sertifikası almak için faaliyetlerini artırıyor.
Bu kapsamda Türk Standardları Enstitüsü (TSE) de çalışmalarını eksiksiz tamamlayan ve faaliyetlerini sürdürülebilirlik üzerine yürüten OSB’lere sertifika veriyor. Bugüne kadar Türkiye’de TSE’den Yeşil OSB Sertifikası alan bölge sayısı 27’ye yükseldi.