Avrupa genelinde yenilenebilir enerji projeleri, özellikle enerji depolama ile entegre edilmiş güneş santralleri ve pompalı hidro depolama tesisleriyle birlikte giderek çeşitleniyor. Kıta, enerji dönüşümünün en kritik aşamalarından birini yaşıyor: yenilenebilir kaynakların kesintili doğasını dengeleyecek depolama altyapısını kurma mücadelesi.
Portekiz’den Depolamaya Stratejik Yaklaşım
Portekiz, yenilenebilir enerjiye dayalı güç sistemleri için uzun süreli enerji depolamayı artık “temel altyapı” olarak tanımlayan Ulusal Enerji Depolama Stratejisi’ni duyurdu. Ülke, 2040 yılına kadar en az 5 GW pompalı hidro depolama kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Halihazırda elektrik üretiminin yaklaşık %80’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlayan Portekiz, bu oranı koruyabilmek ve şebeke istikrarını sağlamak için daha fazla uzun süreli depolamaya ihtiyaç duyduğunu açıkça ifade ediyor.
Ülkenin en büyük depolama varlıklarından biri, kuzey Portekiz’deki Tâmega nehri üzerinde inşa edilen Tâmega hidroelektrik kompleksi. Iberdrola tarafından geliştirilen tesis, Gouvaes, Daivoes ve Alto Tamega olmak üzere üç ana tesisten oluşuyor ve toplam 1.158 MW kurulu güce sahip. Portekiz hükümeti, depolamayı ulusal bir öncelik olarak görüyor ve bu alandaki siyasi desteğin yaygın olduğunu belirtiyor.
Ukrayna’nın Depolama Deneyimi Küresel Paylaşıma Açılıyor
Savaş koşullarında enerji altyapısını koruma ve geliştirme mücadelesi veren Ukrayna, bu alandaki mühendislik birikimini uluslararası platforma taşıyor. Ukrayna’nın önde gelen mühendislik şirketlerinden Ukrhydroproject, Temmuz ayında Uluslararası Hidroelektrik Birliği’ne üye oldu. Yaklaşık 100 yıllık geçmişiyle UHP, Ukrayna ve dünya genelinde hidroelektrik santralleri, pompalı depolama tesisleri ve büyük su altyapı projeleri için tasarım ve mühendislik hizmetleri sağlıyor.
UHP’nin en önemli projelerinden biri, Avrupa’nın en büyük pompalı depolama tesislerinden biri olan Dinyester Pompalı Depolama Santrali. Tesis, jeneratör modunda 2.268 MW, pompalama modunda ise 2.947 MW toplam kapasiteye sahip yedi hidroelektrik ünitesinden oluşacak. IHA CEO’su Eddie Rich, UHP’nin savaş ortamında sadece ülkesinin altyapısını savunmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceğin enerji sistemlerini daha dayanıklı hale getirmek için pompalı depolama geliştirdiğini ve bu uzmanlığı dünya çapındaki projelere taşıdığını vurguladı.
İtalya’da Güneş ve Batarya Entegrasyonu
İtalya, yenilenebilir enerji depolama konusunda önemli adımlar atıyor. Bağımsız bir güç üreticisi olan BNZ, Temmuz ayında Sungrow ile İtalya’daki Viterbo projelerinde 240 MWh batarya depolama kapasitesi devreye almak için anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında, geçen yıl devreye alınan Lazio bölgesindeki Rinaldone ve Camposcala güneş santralleri, Sungrow’un enerji depolama sistemleriyle hibrit hale getirilecek.
BNZ, Avrupa’da 850 MW’a ulaşması beklenen batarya portföyünü geliştiriyor. Şirket halihazırda 2,7 GW’ın üzerinde güneş, rüzgar ve enerji depolama kapasitesi devreye almış durumda. BNZ CEO’su Luis Selva, bataryaları mevcut projelere entegre etmenin şebeke istikrarını artıracağını ve üretilen yenilenebilir enerjinin değerini maksimize edeceğini belirtiyor.
İngiltere’de Hibrit Santral Finansmanı
İngiltere’de de benzer bir trend gözlemleniyor. NORD/LB konsorsiyumu, Cero Generation’ın 190 MW’lık Larks Green güneş ve batarya enerji depolama sistemi portföyü için finansman sağladı. Portföy, 70 MW’lık Larks Green güneş santrali, 50 MW’lık Larks Green BESS ve 70 MW’lık Lower Larks BESS tesislerinden oluşuyor.
Proje, yenilenebilir enerji ve depolamanın aynı lokasyonda konumlandırılmasının mevcut şebeke altyapısından en iyi şekilde yararlanılmasını sağladığını gösteriyor. Cero Generation’ın portföyü, tüm projeler devreye girdiğinde 207 MW güneş ve 345 MW batarya depolama kapasitesine ulaşacak. Ayrıca portföy, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında çevresel olarak sürdürülebilir kabul edilen faaliyetler için oluşturulan AB Taksonomisi ile uyumlu.
Sonuç
Avrupa, yenilenebilir enerji üretimini artırırken, aynı zamanda bu enerjiyi depolayabilecek ve şebekeye dengeli bir şekilde sunabilecek altyapıya yatırım yapıyor. Portekiz’in stratejik planlaması, Ukrayna’nın savaş koşullarındaki mühendislik direnci, İtalya ve İngiltere’nin özel sektör yatırımları, kıtanın enerji dönüşümünde depolamaya verdiği stratejik önemi gözler önüne seriyor. Yenilenebilir enerjinin geleceği, sadece daha fazla güneş paneli veya rüzgar türbini inşa etmekten değil, aynı zamanda bu kaynakların kesintisiz ve güvenilir bir şekilde kullanılmasını sağlayacak depolama çözümlerini hayata geçirmekten geçiyor.