Ukrayna nükleer santrali ve bilgi mücadelesi

Geçen hafta, bilgi alanı bir kez daha Ukrayna’nın nükleer enerjisindeki işlerin durumu etrafında yüzleşmeye sahne oldu. Şaşırtıcı bir şekilde, yeni bir savaşın başlangıcına doğru düdük Türkiye’den geliyordu.

Ne oldu?

Aydınlık gazetesi 6 Temmuz’da şunları yayınladı: makaleyi, Ukrayna’nın 2024 baharında Güney Ukrayna nükleer santralindeki ciddi bir olayı UAEA’DAN sakladığını iddia eden Makaleden bir alıntı yapalım

Gizli belge, Güney Ukrayna Nükleer Santrali’nde ‘işletme koşulları ihlali’ kaynaklı reaktör arızasının nasıl örtbas edildiğini gösteriyor. Belki de felaketin eşiğinden dönülen olay, UAEA raporuna yansıtılmıyor. Batı’nın her koşulda akladığı Kiev’in elleri başka nerelere uzanıyor?

Kanıt olarak yayın, Ukrayna Güvenlik Servisi’nin (SBU) albayını Andriya Semenyuk’un karakterizasyonunu içeren bir notun taranmasını aktarıyor. Ukraynalı subayın, UAEA müfettişlerine, çalışma koşullarının ihlal edilmesi sonucu reaktörleri hasar gören Ukrayna’nın nükleer santralinin güç ünitelerinin durumu hakkında Ukrayna için faydalı bilgiler sunmaktan şahsen sorumlu olduğunu iddia etti. Sonuç olarak, bu hasarlarla ilgili bilgiler UAEA’NIN Ukrayna nükleer santralinin durumuna ilişkin raporuna dahil edilmedi.

Makalenin Aydınlık’ta yayınlanmasıyla ilgili kısa haber yayınlandı ve Enerinfo.tr web sitemiz.

Nasıl tepki verdiler?

Türk halkı için, Ukrayna nükleer santrallerinin durumuyla ilgili haberler, topraklarımızdan uzaklıkları nedeniyle pek ilgi çekici değil, bu nedenle sitemiz kendisini yalnızca kısa bir özetiyle sınırladı.

Sitemiz yabancı istihbarat teşkilatlarının arşivlerine erişime sahip değildir ve Aydınlık’ta yazılanları ne doğrulayabilir ne de yalanlayabiliriz. Ancak Ukrayna’nın yayına nasıl tepki verdiğini inceleyebiliriz, çünkü Ukrayna’nın deneyimi, Türkiye’nin nükleer santrallerimizle ilgili eleştirel haberlere yanıt vermesinde faydalı olacaktır; bu haberlerin yayılması da Batılı komşularımızdan biri tarafından mutlaka üstlenilecektir.

Aydınlık’ın yayını SBU’nun onuruna dokunduğu için, müdahaleyi bu Ukrayna servisi üstlendi. Ancak, müdahalenin dağıtımı “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi” (CCD) adlı başka bir kuruma emanet edildi.

CCD, 2021 yılında, yani Rusya ile savaşın başlamasından önce kurulan Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi’nin çalışma organıdır. Ulusal güvenliğe ve Ukrayna’nın bilgi alanındaki ulusal çıkarlarına yönelik mevcut ve öngörülen tehditlere karşı koymak, Ukrayna’nın bilgi güvenliğini sağlamak, dezenformasyonu tespit etmek ve bunlara karşı koymak, propagandaya etkili bir şekilde karşı koymak, yıkıcı bilgi etkileri ve kampanyalara karşı koymak, kamuoyunu manipüle etme girişimlerini önlemek için önlemlerin uygulanmasını sağlar.

“Energoatom NAEC’DEKİ bilgileri doğrulayan merkez, şu bilgileri bildiriyor: Bu iddialar doğru değil. Güney Ukrayna nükleer santrali, UAEA’NIN raporlarıyla da teyit edildiği üzere her zamanki gibi çalışıyor” dedi CCD’nin, makalenin Aydınlık’ta yayınlanmasından bir gün sonra derhal Ukrayna ve dünya medyasına Ukraynaca, Rusça ve ingilizce olarak yaydığı bir açıklamada.

Açıklamada, “Ukrayna’daki tüm nükleer tesisler, tüm nükleer santrallere erişimi olan ve istasyonlardaki durum hakkında düzenli olarak rapor veren UAEA müfettişlerinin sürekli denetimi altındadır” denildi.

Telegram gibi önemli bir bilgi kaynağının Aydınlık’taki yayının ifşa edilmesi kampanyasına dahil olması önemlidir. Yalanlama göründü 7 Temmuz’da, yani iddiaların yer aldığı yayından bir gün sonra CCD kanalında yayınlandı.

Perde arkasında neler kaldı?

Analizimizin sonucunda SBU’nun “sen başkasından bahsediyorsun, ben başkalıktan” ilkesini ne kadar başarılı bir şekilde takip ettiğine odaklanacağız.

Aydınlık’ın yayınında SBU’nun UAEA’dan bilgi gizlemesini eleştirdiği, CCD’nin ise yalanlamasında UAEA’nın Ukrayna nükleer santrallerindeki arızalarla ilgili veriye sahip olmadığı belirtiliyor (eğer SBU verileri gizlediyse bu veriler nereden gelebilir?). Ayrıca, Aydınlık’ın makalesinde 2024’teki ekipman arızalarından bahsedilirken, CCD’nin yalanlamasında Temmuz 2025 tarihli UAEA raporları kullanılıyor.

Peki bugünlerde bu tür “küçük tutarsızlıklara” kim dikkat ederdi ki? En önemli görev çözüldü; SBU eleştirilere zamanında yanıt verebildi ve Ukrayna toplumunda paniği önleyebildi. Sonuç önemli, yöntemler değil, Türk nükleer enerji sektörünün Güney Ukrayna Nükleer Santrali etrafındaki küçük skandaldan öğrenmesi gereken önemli bir ders.